Bugun...
01-10-2014 20:47:00 büyüt küçült

Mehmet GERZ (ekonomist )

Cari Açık Düşmeden Faiz ve Enflasyon Düşmez

Türkiye’de faiz-enflasyon ilişkisine çıplak gözle bakılınca sanki faizler artıp daha sonra enflasyona yansıyor gibi bir algı oluşabilir. Mesela 2011 ve 2013 gibi yabancı sermaye girişinin azaldığı dönemlerde piyasada günlük oluşan döviz kurları ve faizler hızla yükselir. Aylık açıklanan enflasyon ise takip eden aylarda yükselmektedir. 

 

Yani enflasyonun düşmeyişinin nedeni yüksek faizler değil, cari açık nedeniyle bir kaç yılda bir ani yükseliş gösteren döviz kurları ve %5 enflasyon hedefine tam inanç oluşmamasıdır. Döviz kurlarında yaşanan %25’lik artış yıllık enflasyona 2009, 2011 ve 2013 yıllarında %3 ek katkı yapmıştır.  Yıllık zam gören mal ve hizmetlerde yıllık zamların %5’ten ziyade %10 civarında yoğunlaştığını çeşitli anekdotlarla gözlemliyoruz.

 

 

Son 12 yılda Türkiye’de,  güçlü mali istikrar ve düşük küresel faizlerin yardımıyla eflasyon ve faizler  birlikte geriledi. Son bir kaç yılda ise enflasyon %7-8’de takılınca faizler de %9-10’larda takıldı. Bir sonraki aşama enflasyonu %4-5’e, faizleri %5.5-6’ya indirmek olmalı. Bunun için sadece para politikası ve bütçe disiplini yeterli olmuyor. Türkiye’nin yüksek cari açığının neden olduğu döviz kuru dalgalanmalarını azaltması gerekiyor. Bunun için ise Türkiye uluslararası alanda rekabetçi ürün ve şirketler yaratabilmelidir. Bu konuda en güzel örnek Samsung, Hyundai ve Kia gibi dünya şirketleri çıkaran Güney Kore’dir.  Güney Kore’nin cari fazlası 90 milyar Dolar, enflasyonu %2; faizleri ise %3 seviyesindedir.

 

Grafik: Faiz ve Enflasyon Cari Açığa Bağlı

 

 

 

 

 

 

 

TCMB’ye Baskı Not Düşürme Nedeni Olabilir

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası Fitch ve Moody’s politik riskin devam ettiği gerekçesiyle Türkiye’nin kredi notuna dair negatif yorumlar yaptılar. Öyle gözüküyor ki Fitch, 3 Ekim’de kredi notunun görünümünü durağandan negatife indirip Moody’s ile aynı noktaya gelecek. Çünkü Moody’s 5 Aralık’ta Türkiye’nin kredi notunu kırıp yatırım yapılamaz seviyeye indirirse Fitch’in yatırım notu tek ve büyük ölçüde etkisiz kalacak. Bu yüzden bu iki kurumdan birinin kararı diğerini etkileyecek. Daha önemli olan Moody’s’in Aralık’taki kararı ise esas olarak bir ekonomik bir de siyasi kritere göre şekillenecek:  

 

1)      Ekonomik Kriter - Cari açığın seyri: Irak ve Suriye ihracat pazarlarındaki kayıp cari açıktaki düzelmeyi Haziran itibarı ile sekteye uğratmaya başladı. Buna mukabil Rusya’ya gıda/hayvancılık ürünleri satışının başlaması ve petröl dahil emtia fiyatlarında gerileme Türkiye’nin lehine gelişiyor. Dengenin ne yöne gittiğini Eylül-Kasım arası gözlemleyip Moody’s Aralık’ta kararını olgunlaştıracak.

 

2)      Siyasi Kriter – TCMB bağımsızlığı: Kredi kuruluşlarının bahsettiği siyasi risk seçimler ve sonuçları olarak algılandı. Oysa siyasi risk ile daha geniş anlamda hukukun üstünlüğü, kurumların bağımsız ve sağlıklı işleyişi kastediliyor.  En bariz gösterge olarak TCMB para politikası ve hükümetin buna tavrı önümüzdeki aylarda mercek altında olacak. Ali Babacan’ın kabinede kalması konusu işte bu açıdan sembolik bir değer kazanmış durumda.

 

Sn. Ali Babacan’ın “elden gelen öğün” diye tanımladığı cari açık bu sene 50 milyar Dolar (milli gelirin %6’sı) civarında olacak. Doğru yönde gitmekle birlikte bu cari açık oranı çok yüksektir ve dış koşullara göre elden gelen öğün her vakit gelmeyebeilir. Türkiye cari açığı %3-4’ler civarına indirdiğinde faiz ve enflasyon birlikte düşecektir. Hangisinin önce düştüğünün bir önemi var mı?

 

 

Ayın Yatırım Sözü:  “Elden gelen öğün olmaz; o da vaktinde bulunmaz.”  (Türk Atasözü)

 

 

 

Mehmet Gerz

 

Ata Portfoy Yönetimi

 

Genel Müdür / CIO

 

 

Bu haber 2835 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
reklam
haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ