Bugun...
21-03-2017 17:38:00 büyüt küçült

Mehmet GERZ (ekonomist )

2016’da yatırım araçları ne getirdi?

Türkiye ekonomisi ve finansal piyasaları 2016’da birçok şok yaşadı. Ekonomik büyüme yavaşladı ama 1994 ve 2001 krizlerindeki gibi faizler ile enflasyon kontrolden çıkmadı. Çünkü bu kez özel sektörün döviz borcunun yüksek olması stres kaynağı olsa da sağlam kamu maliyesi ve bankacılık sektörü daha derin bir krizi engelledi.

Bu kez 1994 veya 2001 benzeri bir finansal kriz yaşamadık ama Türkiye ekonomisi uzun yıllar düşük büyümeye mahkûm olabilir. Ekonomideki başarılı yönetime rağmen, son yıllarda hukuk ve eğitim sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle, özel sektör yatırımları ve verimlilik artışı düşük kalabilir. Milli gelir rakamlarını kağıt üstünde revize ederek orta gelir tuzağından çıktığımızı düşünmemeliyiz.

Bu kadar zor bir senede yatırım araçları, dövize yenildi ama enflasyonun birkaç puan üzerinde getiri sağlamayı başardı.

 

Getiriler 31/12/2015 ile 21/12/2016 arası hesaplanmıştır.

 

Gayrimenkul:  Aralık 2015 - Eylül 2016 arası

Enflasyon:  Aralık 2015 - Kasım 2016 arası 11 aylık TÜFE

 

2017 piyasa beklentileri

2017’de ABD’de FED’in faizleri %0,75 puan daha arttırarak %1,25-1,50 aralığına çıkarması bekleniyor. İlk aylarda Dolar’ın değer kazanmaya devam etmesi bekleniyor ama Trump devlet harcamalarında aşırıya kaçarsa Dolar’a güven azalıp tersi de olabilir. Türkiye’de Dolar kuru 3,50’deyken Türk Lirası reel olarak ucuz. Normalde Dolar kurunun daha fazla yükselmesi için temel bir neden görmüyoruz. Ancak Merkez Bankası gerektiğinde faiz arttıramazsa kurlarda spekülatif yükselme olabilir. Piyasalar 27 Ocak’ta Fitch kredi notu revizyonu ve bahar aylarında referandum stresi yaşabilir. Türk Lirası varlıklar 2017’ye oldukça ucuz giriyor ama 2017’nin ilk ayları dalgalı geçebilir. Bu nedenle finansal yatırımlarınızda temkinli olmak, riski dağıtmak ve ucuzlayan varlıklara ağırlık vermek en basiretli hareket olacaktır.

 

Altın yerine Eurobond ve BES öneriyoruz

 Bu seviyelerden Döviz alımı önermiyoruz çünkü Türk Lirası reel olarak ucuz seviyelerde. Ama parası dövizde olan yatırımcının Eurobond’lardaki %5-6 Dolar getirisinden faydalanması önermekteyiz. Altını bir yatırım aracı olarak önermiyoruz. Çünkü uzun vadede altın fiyatları hisse senedi kadar dalgalıdır, kısa vadede ise alım-satım farkından dolayı bir zarar söz konusudur. Altının dövize endeksli olmak dışında bir  yatırım özelliği yoktur. Dövizde olup da kaynak olarak ülke ekonomisine yarar sağlamak isteyenlerin Türkiye Hazinesi’nin ve büyük şirketlerin Dolar bazlı Eurobond’larını, iyi yönetilen fonlar aracılığı ile almasını öneririz. Dahası Türkiye altının büyük kısmını ithal eden bir ülkedir. Kıt ulusal tasarruflarımızı değerlendirmek için ithal bir yatırım aracıs kullanmak genel ülke çıkarlarız ile de çelişmektedir. Günümüzde altın veya yastık altında döviz gibi geleneksel yollar yerine yatırım çfonları veya bireysel emeklilikz sistemi (BES) gibi modern tasarruf sistemleri var.

2003’te başlayan bireysel emeklilik sisteminde 2016 sonu itibarı ile 6,5 milyon kişi var. Bu kişilerin kendi tasarrufları 52 milyar TL ve %25 devlet katkısı 7 milyar TL olmak üzere toplam 59 milyar TL birikim sağlandı. 13 yıllık bir birikim sistemi olan BES sistemi, 2017 yılında, otomatik katılım sistemi (OKS) ile yeni bir aşamaya geçiyor.

1 Ocak’ta başlayacak otomatik katılımlı bireysel emeklilik sistemi 45 yaşın altında çalışanları kapsıyor. Girmek zorunlu ama iki aydan sonra çıkmak serbest. Davranışsal finans bulguları ve diğer ülke örnekleri bir kere sisteme girdikten sonra çoğu bireyin kaldığını gösteriyor. Daha çok düşük ücretli genç çalışanları hedef alan ve girişi zorunlu bu sistem Türkiye açısından önemli bir deneme olacak. Başarılı olursa ilerde kıdem tazminatı ve hatta SGK’nın bile OYAK gibi kendini finanse eden emeklilik sistemlerine dönüşmesi mümkün olabilir. İşte o zaman Türkiye’nin cari açığı düzelir; faizler ve enflasyon kalıcı olarak düşer.

 

Trump’ın Başkan seçilmesinin etkileri

Piyasaların bu sene yaşadığı şoklara ABD’de başkanlık seçimini Trump’ın kazanması sürprizi de eklendi. Trump’ın ekonomide büyümeyi desteklemek için kamu yatırımlarını arttırması beklenirken bundan dolayı ABD Hazinesi’nin daha fazla borçlanması gerekecek. Bu tahmin ABD’de tahvil faizlerini hızlı bir şekilde yarım puan yukarı itti. Dolar değer kazanırken, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer kaybetmeye devam ediyor. İngiltere’de Brexit sürprizinden hemen sonra ABD’de yerleşik politik sistemin adayı Clinton’ın yenilmesi Batı dünyasında politik değişim talebini yansıtıyor. Bu eğilim Avrupa’ya da hakim olursa 2017’de AB’nin devamlılığı sorgulanabilir.

Türkiye’nin ihracatı Avro; ithalatı ise Dolar ağırlıklı olduğu için, Türk Lirası (Meksika Pezosu ile birlikte) en hızlı değer kaybeden kur oldu. 

Peki bu gidişat Türkiye için daha derin bir krize mi işaret ediyor?

Kurun hızla yükselmesi yüksek döviz borçlu bazı şirketleri zora sokacak ve bunun sonucunda şirket iflasları artabilir. 2017 ekonomik büyümesi, hedeflenen %4’ün oldukça altında kalabilir. Bu durum işsizliği hızla arttırıp ülke ekonomisini zora sokabilir. Ancak borcu az ve bütçesi sağlam olan kamunun doğru müdaheleleri bu zorluğun bir krize dönüşmesini engelleyebilir. Bunun maliyeti ise 15 yıldır düzelen bütçenin bozulmaya başlaması ve kamu borcunun tekrar artışa geçmesi olacaktır. 

 

Türkiye’nin algı problemi

Yurt dışından arayan bir arkadaşım Türkiye’nin her geçen ay daha olumsuz gözüktüğünü söyleyip görüşümü sorduğunda kendisine iki şey söyledim:

Doğru analiz için basında algı yönetimine yönelik haber ve yorumların ötesine bakmalıyız. Gerçek durum muhtemelen gözüken kadar uç noktalarda değildir. Çoğu yerli basın politik nedenlerle ekonomik durumu olduğundan iyi yansıtırken, yurt dışı basın ise tam aksine yüzeysel bakış ve jeopolitik nedenlerle durumu olduğundan daha kötü göstermektedir.

Örneğin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası (zaten düşük tuttuğu) Türkiye kredi notunu tekrar kıran ve görünümü negatife çeken S&P, üç ay sonra Kasım başında görünümü negatiften durağana yükseltti. S&P Türkiye için 2017 sonu Dolar/TL kur tahminini 3.25; GSYIH büyüme tahminini ise %3.2 olarak açıkladı. 

Türkiye ekonomisi 2016’da şok üstüne şok yaşadı ve yatırım yapılabilir kredi notunu kaybetti. Buna rağmen piyasalar Türkiye’yi Brezilya kadar cezalandırmadı. Çünkü Türkiye 10-15 yıldır bütçe disiplinini oturttu ve kamu iç borcunu düşürdü. Fakat yüksek cari açık ve özel sektörün döviz borcu, Türkiye’yi yurt dışı dalgalanmalara maruz bırakmaktadır. 2017’de ekonomi yönetiminde istikrarın, siyasette ise soğukkanlı bir yaklaşımın hakim olması ile hem gerçek durumun hem de algının düzelmesini ümit ediyoruz.

Bu haber 1142 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
reklam
haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ