Bugun...
09-08-2014 19:41:00 büyüt küçült

Ege'nin Çimentosu Olmaya Hazırız...

Ege'nin Çimentosu Olmaya Hazırız... Yaklaşık 350 bin Karadenizli’nin yaşamını sürdürdüğü Ege Bölgesinde çok ciddi bir Karadenizli potansiyeli var.

Doğdukları  topraklardan kilometrelerce uzakta, farklı iş kollarında ülke ekonomisine destek olan, üretim ve ihracat yapan, istihdam sağlayan, vergi veren Karadenizli müteşebbisler olarak bir araya geldiler.  Bu amaca yönelik olarak 2005 yılında faaliyete geçmiş olan Ege Karadenizli Sanayici İşadamları Derneği (EGE KARSİAD) çatısı altında toplandılar ve güçlerini Gelişen Türkiye için birleştirdiler. 
Aynı zamanda İstanbul’da Rize Vakı üyelerinden olan işadamı Süleyman Memişoğlu  halen Ege Karsiad başkanlığını yürütmektedir. Başkan Memişoğlu Dernek ve Egedeki Karadenizliler ile ilgili şu açıklamaları yaptı: 
25 yönetim kurulu üyesi, 600’e yakın üyesi olan KARSİAD   Zonguldak’tan Artvin’e tüm karadeniz bölgesinden üyelerimiz mevcut. Doğu , batı ayırmadık tüm Karadenizlileri kapsayan bir dernek kurduk. Biz üyelerimizin  gerek sosyal gerek bürokratik tüm sorunlarıyla ilgileniyoruz bu esnada; gerek Ankara’da gerek İzmir’de Belediye başkanlıklarından, Bakanlık düzeyine kadar tüm bürokratlar bize destek oldular. Buradan sizin vesilenizle hepsine teşekkür ederiz. Ege bölgesinde 350. 000 civarında Karadenizli yaşıyor, bu ciddi bir potansiyel. Dernek Ege’de bir nevi Karadeniz ve Ege kaynaşması da sağladı. Sayın bakanımız Hayati Yazıcı ziyarete geldiğinde hem horonla hem zeybekle karşıladık. Bizim Karadeniz insanının önemli bir özelliği var önce kendisi gittiği yerdeki insanlara uyum gösterir, sonra oradaki insanları kendine uydurmaya başlar. İnsanımız biraz agresif görünse de esasında samimi ve candan olduğu anlaşıldığında önemli bir dostluk bağı oluşur.Biz Ege KARSİAD olarak Ege’nin bize, bizim Ege’ye ihtiyacımız var. 

EGE’DE YATIRIM İÇİN UYGUN FIRSATLAR VAR
Bu derneklerin Türkiye’deki yeri ve önemi büyük. Bu topluluğu duyan çoğu işadamı bizim bünyemize katılmak istiyor. Dernekteki herkes birbiriyle iletişim içerisinde. Amasya’dan Artvin’e, Rize’den Tokat’a kadar hiç kimse birbirinden kopuk değil. Hepimiz birbirimizi tanırız ve aramızda bir kardeşlik bağı oluşmuştur. Karadeniz insanı birey olarak değil toplum olarak çalışır. Biz de derneğimize bu duyguyla bağlıyız. Bürokratların,sanayi odalarının,valilerin ve bakanların bize her zaman kapısı açık. Projelerimizi merak ediyorlar. Bizde Ege KARSİAD olarak geliştirmekte olduğumuz yatırım projeleriyle Ege’ye büyük yatırımlar yaparak, Ege’yi nasıl daha fazla geliştirebiliriz düşüncesiyle hareket ediyoruz. Ege bölgesinde yaşayan Karadenizli işadamları ve sanayicilerin dünya ile entegrasyonunu sağlamak,ekonomik ve sosyal gelişmelerini desteklemek için öncü projeler geliştirmek amacındayız.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunları doğrultusunda Türkiye’nin ve Türk toplumunun demokratik,sistemli ve planlı bir düzen içinde kalkınmasını önemsiyoruz.

EGE’DE TAŞIN ALTINA 
ELİMİZİ KOYALIM.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Ege’de çimentonun karıştığı her yerde olmaya hazırız. Ege’de sanayi kuruluşları yatırımları, limanlar, turizm yatırımları, köprüler, elektrik santralleri, güneş enerjisi, okul, yol, köprü olsun biz oranın çimentosu olmaya hazırız. 
 İzmir’in insan yapısı siyasi partilerle paralellik gösteriyor ve Karadeniz insanına oranla rahat bir yapıya sahipler. Yerli halk istihdam konusunda pek fazla çaba sarf etmezken geçim sıkıntısı yok denecek kadar az ve insanlar işlerini bankayla hallediyorlar. Hafta sonları gidilen tatil beldeleri neticesiyle yazın İzmir durağan bir şehre dönüşüyor.İzmir’de bürokrasiye ulaşmak zor değil.Valisi,belediyesi,başkanı sizi oyalamaz. İstanbul’a oranla bürokrasi konusunda daha çabuk sonuç alınıyor. Fakat İzmir hükümetin yanında olmayan bir şehir. Belediyeler hükümetle birlikte hareket ederse eğer, gelinecek yerlere daha çabuk gelinebilir.  Siyasetle iç içe olan bu arkadaşlarımız gerçekleştirmek istediğimiz projelerle ilgileniyor ve bu konuda bize yardımcı oluyorlar. İzmir 2023’te; yurt dışına açılan havaalanlarıyla, güneyde birçok kapısı bulunan limanlarıyla, inşaat ve turizm sektörüyle yatırım yapmaya müsait ve potansiyeli yüksek bir şehir olma yolundadır. İzmir turizm bakımından büyük bir potansiyele sahip bir şehirdir. Çeşme, Kuşadası, Foça gibi tatil beldeleri turizm açısından önemli yerlere sahiptir. Demir çelik fabrikaları, doğalgaz yatırımları ve Aliağa sanayi bölgesi yatırım olanaklarını arttırmaktadır. Turizm sektörü, inşaat sektörü ve sanayi sektörü yatırıma açık olan alanlardır. İstanbul’a oranla daha rahat ve daha müsait olan İzmir, yatırım 
açısından tercih edilebilecek bir şehirdir. Arazilerin ucuz olması, hızlı tramvayın ve otoyolun yapımıyla beraber daha da ilerleyecek olan İzmir bir yatırım şehrine dönüşecektir. Ege KARSİAD’a üye olan 
başkanlarımız da bize her zaman yardımcı olmaya hazırdır.İzmir belediyesi de, valisi ve emniyetiyle beraber İzmir’e olan yatırımları hazır bir şekilde beklemektedir. Ege KARSİAD Başkanı olarak Karadenizli hemşerilerimin ve işadamlarının İzmir’e yatırım yapmasını bekliyorum. Türkiye‘nin de bu durumu değerlendirmesi gerekiyor. Biz Ege KARSİAD olarak İzmir’i yatırım cennetine dönüştürecek çabalar sarf etmekte ve bununla ilgili kamuoyu oluşturma niyetindeyiz.
Türkiye hariç birçok ülkede gelişmişlik düzeyiyle paralel olarak insanlar mesleklerinde uzmanlaşma yoluna gitmişlerdir. 

ULUSLARARASI REKABETTE İŞBÖLÜMÜ VE UZMANLAŞMA GEREKİR
Teknoloji ve iletişimde sağlanan gelişmeler neticesinde globalleşen dünyada ekonomik pazarlar iç içe girmiş durumda. Uluslar arası pazarda büyük firmalarla rekabet edebilmek, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için büyük mücadele gerekiyor. Firmalar sektörden kazandıklarını yine sektörde ayakta kalabilmek veya daha iyi teknolojiye geçebilmek ve rekabet edebilmek  için kullanmalıdırlar.
Türkiye’de bu durum bankaların vermiş olduğu kredilerle, insanların sermaye olmadan iş yapma çabasına dönüşmüştür. Sonuç olarak tüketim toplumu olma yoluna 
girilmiştir. Bu sebeple sermayeyle hareket edilmeli ve tüketmeye değil üretmeye yönelik bir toplum olma yolunda ilerlenmelidir. Dünya’da uluslararası rekabet oldukça ayakta kalabilmek için herkes kendi işinde ve sektöründe uzmanlaşma yoluna gitmelidir. Globalleşen dünya, işadamları arasında rekabet gücünün artmasına sebep olmuştur. Sanayicilerimiz yanlış yatırımlar yapar, kazandıklarını işine yatırmaz ve kendi sektörümü nasıl geliştirebilirim diye düşünmezse ekonomi gerilemeye devam edecektir. İşadamları kazandığını işine harcamalı, verimli ve bilinçli yatırım yapmalı, bilmedikleri bir sektöre para yatırmamalıdır.  sektörü noktalayıp başka bir sektörde ilerlemeliyiz. İnsanlara olan yaklaşımı ve karşı tarafta uyandırdığı minnet borcuyla örnek bir insan olan Rize Vakfı’nın Başkanı Orhan Keçeli’yi örnek alarak her zaman bu yolda ilerlemeye ve ekonomiye gereken katkıyı sağlamaya devam edeceğiz. 
Teknoloji ve iletişimde sağlanan gelişmeler neticesinde globalleşen dünyada ekonomik pazarlar iç içe girmiş durumda. Uluslar arası pazarda büyük firmalarla rekabet edebilmek, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için büyük mücadele gerekiyor. Firmalar sektörden kazandıklarını yine sektörde ayakta kalabilmek için kullanmak zorundalar. Faaliyet gösterilen sektörde güçlü bir yapıya sahip olunmadığı taktirde globalleşen dünyanın getirmiş olduğu rekabet ortamında işadamları eriyip gidiyorlar. Bu sektörlerden denizcilik ve buna ilişkin olarak kumanyacılık sektörü ele alınacak olursa; denizcilik Türk tarihinde her zaman önemli olmuş ve tarihimizin yapı taşlarını oluşturan dönüm noktalarında eksikliği ve fazlalıklarıyla varlığını hissettirmiştir. Denizciliğe bağlı olarak gelişen, ancak önemi ve mahiyeti geçen yüzyıla kadar tam olarak bilinip anlaşılamayan kumanyacılık, uluslararası hukuk göz önünde bulundurulacak olursa gerçekten özel düzenlemeler ve ilgi isteyen bir endüstridir. Kumanyacılık her ne kadar denizciliğe bağlı olsa da ayrı ele alınmasını gerektiren farklılıklar içermektedir. Bu yıl Yunanistan’da bir şirket açtık. Yakın zamanda mersine açacağız, önümüzdeki yıl ise Dubai’de bir şirket düşünüyoruz. Hal böyleyken devletimizin bizim gibi  vergisini, SGK’sını zamanında ödeyen borçsuz firmaların yükünü bir nebze olsun hafifletmesi gerekir ki yatırımlarımıza devam edebilelim. Keza denizcilik sektörünün bu ülke için yaptığı fedakarlığı hiç bir sektör yapmamıştır. Devletimizin denizcilik sektörüne sahip çıkması desteklemesi lazımdır.   Türk armatörleri sahip oldukları gemilerin çoğunu tersaneye bağlamaya başlamışlardır. Petrol piyasasının Akdeniz tarafına kaymasıyla birliktede sektörde bir durulma olmuş, kuru yük gemileri dahil, tüm dünya piyasalarında bir gerileme meydana gelmiştir. Türkiye’de işletmelerin %95’inin banka kredisine başvurması sektördekileri belli bir süre sonra zorlamaya başlamıştır. İnsanlar kendi sermayelerini kullanmamaya başlamışlardır. Türkiye ekonomisi açısından çok büyük bir potansiyel arz eden kumanyacılığın bir başına bırakılıp sürekli yasal bir takım zorunluluklarla kontrol altında tutulmaya çalışılması olayın ekonomik boyutunda ve işletme ruhunda olumsuz iz düşümler yaratmaktadır. İnsanların sektörün gidişatını nasıl geliştirebilirim diye hesap yapmaması, yaptığı işe gereken önemi vermemesi ve kendi dalında nasıl 
ilerleyeceğini düşünmemesi sektörün gidişatını kötü yönde etkilemiştir. Devletin insanları hangi sektördeyse onunla değerlendirmesi gerekmektedir. İşadamları ve şirket sahipleri icra etmiş oldukları 
sektörün dışına çıkmamalıdır. Devletin bu sorunlara çare bulması gerek. Ancak bu şekilde daha ileri gidebileceğimizi düşünüyorum. 


Bu haber 4009 defa okunmuştur.
HABER YORUMLARI


haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ