Bugun...
13-09-2014 16:24:00 büyüt küçült

ÇAYIN TARİHÇESİ

ÇAYIN TARİHÇESİ

 TÜRKİYE DE ÇAYIN TARİHÇESİ
Türkiye’de çay üretmek için ilk girişim l888 yılında yapılmıştır. Bu girişimle ilgili bilgiler 1892 yılında yayınlanan “Coğrafyayı Sınai ve Ticari” adlı kitapta yer almaktadır. Söz konusu yazılı kaynakta; zamanın Ticaret Nazırı Esbak-ı İsmail Paşanın aracılığı ile Çin’den çay fidanları ve tohumlarının getirildiği ve getirilen bu tohum ve fidanların Bursa ilinde denendiği, ancak çay fidanlarının gelişme göstermediği, aynı çabanın 1892 yılında tekrarlandığı ve ekolojik koşulların çay yetiştiriciliğine uygun olmaması nedeniyle her iki denemeden de sonuç alınamadığı belirtilmektedir. 


Çay tarımı ile ilgili ilk önemli girişim ise 1917 yılında olmuştur. Batum ve çevresinde incelemeler yapmak üzere, bölgeye aralarında Halkalı Ziraat Mektebi Alisi Müdür Vekili Ali Rıza ERTEN’in de yer aldığı bir heyet gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, Batum ile benzer ekolojiye sahip Doğu Karadeniz Bölgesinde çay ve narenciye bitkilerinin yetiştirilebileceği belirtilmiştir.

1. Dünya savaşından sonra bölgede yaşanan ekonomik ve sosyal bunalımlar, işsizlik dolayısıyla meydana gelen aşırı göç, bölge insanına gelir kaynağı ve iş alanları yaratılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bölgede yaşanan işsizlik, göç ve ekonomik sorunların çözüme kavuşturulması için, 1917 yılında hazırlanan Rapor da dikkate alınarak, TBMM’nde 1924 yılında, Rize ili ve Borçka Kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay yetiştirilmesine dair 407 Sayılı Kanun kabul edilmiştir. Çay tarımı bu Kanun ile yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Bu Kanuna göre başlatılan çay üretimi çalışmalarının yürütülmesinde Ziraat Umum Müfettişi Zihni Derin görevlendirilmiştir. 

1924 yılından 1937 yılına kadar yapılan çalışmaların olumlu netice vermesi ile Batum’dan 1937 yılında 20 ton,1939 yılında 30 ton çay tohumu, 1940 yılında 40 ton çay tohumu ithal edilerek çay bahçesi tesisi çalışmalarına başlanmıştır. 

Mart 1940 yılında çıkartılan 3788 Sayılı Çay Kanunu ile çay tarımı ve üretimi, Girdi ve Kredi sübvansiyonları ile önemli ölçüde desteklenmiş, ayrıca bahçe tesis edeceklere arazi vergisi bağışıklığı ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu Kanun yayınlanmasından sonra çay tarım alanları hızla genişlemeye başlamıştır. 1950-1960 yılları arasında tesis edilen çay bahçesi alanı 137.000 dekar üretici sayısı 63.500 kişiye, 1960-1965 yılları arasında ise çaylık alan 214.000 dekar üretici sayısı ise 100.000’e ulaşmıştır.

İlk çay fabrikası, 1947 yılında, 60 ton/gün kapasiteli, Rize Fener Mahallesinde, Merkez Çay Fabrikası adı altında işletmeye açılmıştır. Çay tarım alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu kılmış, 1973 yılında, kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı 32’ye, 1985 yılında ise 45’e ulaşmıştır.

1963 yılına kadar ithalat ile karşılanan iç tüketim talebi 1963 yılından sonra yurt içi üretim ile karşılanmaya başlanmıştır. 

Türkiye de çay tarımı ve sanayi faaliyetleri 1938-1948 yılları arasında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumunca, 1949-1973 yılları arasında ise Tekel Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı işbirliği ile sürdürülmüştür. Çay tarımı ve sanayisinin ekonomik ve sosyal yönden daha etkin hale getirilmesi amacıyla 1971 yılında 1497 sayılı Çay Kurumu Kanunu çıkarılmış, çıkarılan bu Kanun ile çay ile ilgili tüm faaliyetler, bir İktisadi Devlet Kuruluşu olarak kurulan Çay Kurumuna devredilmiştir. 

1973 yılında fiilen faaliyete geçen Çay Kurumu, 1983 yılında çıkartılan 2929 Sayılı Kanunla “Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü” (Çay-Kur) adı altında bir Kamu İktisadi Kuruluşuna dönüştürülmüştür. Bu Kanun 233 Sayılı KHK ile tadil edilmiştir.

1973 yılından 1984 yılına kadar, Çay-Kur, ülkenin tarım politikasına uygun olarak çay tarımını geliştirmek, kalitesini ıslah etmek ve işlenmesini teknik esaslara göre yürütmek, iç ve dış Pazar isteklerine uygun ürün üretmek gibi konularda tekel konumunda faaliyetlerini sürdürmüştür.

1984 yılına kadar devlet tekeli altında sürdürülen çay işletmeciliği Aralık 1984 tarih ve 3092 sayılı “Çay Kanunu” ile serbest bırakılmıştır. Kanunun 1. Maddesinde; gerçek ve tüzel kişilerin yaş çay işleme ve paketleme fabrikaları kurup işletebilecekleri, ihtiyaçları olan yaş çay yaprağını doğrudan üreticilerden satın alabilecekleri belirtilmiştir. Aynı Kanunun 3. Maddesiyle de 3788, 4223 ve 6l33 Sayılı Kanunların çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

1982 yılında Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) niteliğine dönüştürülen Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 1994 yılında çıkartılan 4046 Sayılı “Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun” 35. maddesi gereğince, İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) statüsüne alınmıştır.

ÇAYIN BABASI ZİHNİ DERİN...

Ankara'da 1921 Nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyona dönemin Ziraat Genel Müdürü olarak İktisat Bakanlığı  adına temsilci olarak katıldı. Komisyonda Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların  geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkanına kavuşturulması gerekktiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin'i bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.

Zihni Derin 1923 yılında Rize'ye gelir. Eski  adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işne tahsis edilir. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum'dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaşır.

Rize'de ziraat fen memurluğu  yapan İbrahim'i Batum'a göndererek bir miktar çay fidanı ve tohumu ile mandalina çeşitleri getirerek fidanlığa diker. 

 

Zihni Derin Batum'a düzenlenen geziye katılır. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. Beraberinde çay tohumu, ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize'ye gelir. Böylece fidanlık kurulmuştur. Zihni derin bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet eder. Ankara'daki görevine döner. Batum'a sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirilir ardından halka dağıtılır. Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır

 

Zihni Derin, konuya hal çaresi  bulmak için bir kanun teklifi hazırlar, bakanlık kanalıyla Meclis'e sunar. Bu tasarı, o dönemin Rize Mebuslarının desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaşır ve "Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun" adıyla yürürlüğe girer. 

 Zihni Derin, sonraki 10 yıl boyunca tekrar öğretmenlik mesleğine döner.

1927'den 1929'a kadar İstanbul Erkek Öğretmen Okulunda, Nişantaşı Kız Ortaokulunda, Vefa Ortaokulunda, İstanbul Erkek Lisesinde Kimya ve Tabi İlimler Öğretmenliği yapmış, bu arada Halkalı ziraat Mektebinde ders vermiştir.

Öğretmen arkadaşlarının anılarına göre; her kır gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Pancardan şeker çıkarır, çeşitli yağlardan da sabun yapardı.

1930'da Ankara Orta Öğretmen Okulunda Tabi İlimler Öğretmenliğine atanmış, bir yandanda aynı okulda Müdür muavinliği görevinde bulunmuştur.

1932-1936 yıllarında Gazi Terbiye Enstitüsü, İsmet Paşa Kız enstitüsü ve Gazi Lisesinde Tabi ilimler, Fizik ve biyoloji Öğretmeni olarak çalışmıştır.

 

1936'da Trakya'da İkinci Umumi Müfettişlik Ziraat Müşavirliğine atanır. 1937'deTarım Bakanlığı Baş Müşavirliğine atanır. 1938'de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilat'ın koordinatörlüğü görevi kendisine verilir.

 

Zihni Derin uzun yıllardan sonra tekrar Rize'dedir. fidanlıkta bulunan iki ahşap evden birinin üst katındaki  bir odaya yerleşmiş, alt kattaki odayı laboratuar olarak kullanma hazırlığındadır.  1924 yılında Batum'dan getirdikleriye oluşturduğu bahçeyi ve parselleri gezerken;  çeşitli süs bitkilerinin,mandalina, greyfurt, ağaçkavunu, portakal, limon, bambu ve diğer meyvelerin küçük çaplı parsellerde yetiştirildiği birkaç yüz fidandan oluşan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetişmiş  ve sağlıklı görmek onu mutlu etmişti. 

1946 yılı Ağustos. Zihni Hoca bölgeye yerleştirilen çay tarımının mutlu dönemini yaşamakta ve onun sıcak heyecanını gönül rahatlığı içinde duymakta iken, yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi.  Emeklilik onun bu bölgede bulunması için bir engel değildi. Tarım bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Zihni Hoca artık Ankara'daydı. Yılda birkaç defa Rize'ye gelerek çalışmalarına devam etti.  5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü.

 

 

Zihni Derin'in Adaylığı 

1950 seçimlerinde Zihni Derin, Rize'de bağımsız milletvekili adayı olmuştu. Zihni Hoca'nın siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Fakat kendisini çok seven Rizeliler onun parlemontada Rize'yi temsil etmesini isteyerek ısrarlı tekliflerde bulunuyorlardı. Zihni Hoca da meclise girerse Doğu Karadeniz bölgesine ait sorunları dile getireceğini ve bölgenin çeşitli yönlerden kalkınması için çaba sarf edebileceğini düşünerek "peki" demişti. 

Zihni Hoca Rize'de seçim propagandasına  çıkmadı.. Sadece seçim pusulası bastırarak seçime katılmıştı. Farklı bir havada yapılan seçim sonunda bütün popülaritesine rağmen seçilemedi.

Müessif Bir Kaza

1964 yılı Ağustos ayına gelindiğinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize toprağına dikilmesinin 40.Yılı kutlamaları doğrultusunda bazı  bakanlar, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi.  

Gece 21:00 sularında Rize'ye ulaşarak fabrika  misafirhanesine yerleşti. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmış etrafı seyrederken, idealinin gerçekleştiğini görmenin heyecanını ve duygusallığını yaşıyordu. 

Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazır beklerken valinin otamobili göründü. Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasına aldı. Tören yerine geldikten sonra, Zihni Hoca arabadan iner, arabanın arkasından geçerken şöför arabayı geriye sürdü, Hoca'ya çarpıp ve onu yere düşürdü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldırıldı. Röntgen çekiminden sonra, kalça kemiğinin kırıldığı anlaşılarak, ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Trabzon'da öğle sonu uçağı ile Ankara'ya ulaştırıldı. Havaalanında oğlu Haldun Derin ve kızı Melahat Hanım tarafından karşılandı. Ankara Hastanesine yatırıldı. Hemen ameliyata alındı. ameliyatı takip eden günlerde acıları hafifledi. Taburcu olup evine döndüğünde koltuk değneği kullanarak yürümeye başladı. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu, geçer" diyordu. Ankara'da üçbuçuk aylık bir tedaviden sonra eski sağlığına kavuşur. Bilahere  25 Ağustos 1965'te Ankara'da vefat eder.


1969 yılında TÜBİTAK bu değerli mücadele adamına bir Hizmet Ödülü vererek adını ölümsüzleştirir.

ZİHNİ DERİN KİMDİR?

Zihni Derin, 1880 yılında Muğla'da doğmuştur. Babası Muğla'nın Kuloğulları ailesinden Mehmet Ali Beydir.

1897'de Muğla İdadisi'nden, 

1900 de Selanik Ziraat Ameliyat Mektebinden, 

1904 de Halkalı Ziraat Mekteb- Alisinden mezun olmuştur

1905 yılında Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Katipliği ile Devlet Memurluğuna başlamıştır. 

Rodos'ta Akdeniz Adaları (o zamanki adıyla Cezayir-i Bahr-i Sefit) İli Orman Müfettiş Katipliğinde, Gediz ve Simav ilçeleri  Orman Müfettiş Vekaletinde bulunduktan sonra, 1907 de aynı ilçelerde Orman Müfettişi olmuştur.  İki yılı geçince, Akdeniz adaları İli Orman Müfettişliğine aktarılmıştır. 

1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya, Ziraat Sanaatları ve Jeoloji öğretmenliği yapmıştır. 

Selanik'te 1911'de Maide Hanımla evlenmiştir. İki erkek bir kız çocukları olmuştur. 

1914'den 1920'ye kadar, Zihni Derin Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kız Öğretmen Okulunda Tabi İlimler okutmuş ve Bursa Milli Eğitim Müdür Vekilliği görevinde bulunmuştur. 

1920'de Yunanlıların işgalinden hemen önce Bursa'dan ayrılıp, kara yolundan Ankara'ya gelmiş; Milli Mücadele Hükümetinin kurduğu İktisat Bakanlığında ilk Tarım Genel Müdürü olmuştur. 1924'e kadar bu görevde kalmıştır.


Bu haber 2760 defa okunmuştur.
HABER YORUMLARI


reklam
haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ