Bugun...
01-12-2014 23:43:00 büyüt küçült

Başsavcı Öyle bir Kitap yazdı ki...

Başsavcı Öyle bir Kitap yazdı ki... Büyük Çekmece Cumhuriyet Başsavcısı Hemşerimiz Sayın Hikmet Gülay'ın yeni kitabı "Islak Yalnızlık" Sanat dünyasında Büyük yankı uyandırdı... Yayınlandığı günden itibaren sanat dünyasının önemli isimlerinden övgüler alan kitap raflarda yerini aldı.

Yazarın Önsözü

 

 

            Hoş geldin, ne güzel bir sözdür. İçinde hoşluk olan hangi söz kötü olabilir

ki? Ya da hoşluk kelimesinin gönüldeki yansıması nasıl olumsuz olabilir ki? Zaten şiir aslında gönüldeki duyguların bir yansıması değil midir? İşte bu nedenle kitabıma “Hoş geldin” şiiri ile başladım ki okuyucu kitabı eline aldığında keyifle okumaya başlasın.

               Ben şiirin okuyucu tarafından kolaylıkla anlaşılması gerektiğine inananlardanım. Bu nedenle de olabildiğince şiirlerimi yaşayan Türkçe ile yazmayı tercih ediyorum. Tabii söylediklerimden her sanat eserinde açıklık ve sadelik beklediğim anlamı da çıkarılmamalıdır. Genel tarzım sadelik ve açıklık olmakla birlikte ben de zaman zaman içinde gizli anlamlar taşıyan, derinliği olan şiirler yazmışımdır. Hatta bazen, şiir ya da yazılı eserler, gizemli içerikler taşıdığında daha çekici olabilir ya da daha çok rağbet görebilirler. Belki de bu durum  farklı  okumalara imkan verecek ve okuyucu eserden kendine uygun anlamlar çıkarabilecektir. Şunu unutmamalıyız ki şiiri yazarı değil, onu benimseyerek okuyan yaşatır. İçinde okuyucunun kendinden birşeyler bulamadığı şiir okunmuyor ve okunmayan şiir de yaşamıyor demektir.

         “Ne Zamana Sığdım Ne Mekana” isimli ikinci şiir kitabımda yer alan “Şiiri Yaşamak” isimli şiirimde belirttiğim gibi:

 

“Aşık olabiliyor musun şiirdeki aşka?

Koklayabiliyor musun kır çiçeklerini?

Yakalayabiliyor musun korkuyu, çaresizliği

Tam orta yerinden?

Artık o şiiri yazan değil

Yaşatıyorsun sen.”

 

            Her şeye rağmen şiir, okuyanı içine çekmeli, şiirdeki duyguyu hissettirmelidir. Bir şiir, okuyan için hiçbir şey ifade etmiyor ya da okunduktan sonra o şiirle ilgili hiçbir şey hatırlanmıyorsa şair o şiirde duygularını yeterince yansıtamamış ya da vermek istediği mesajı verememiştir. Bu da bir yazar ya da şair için umut kırıcıdır. Zira her şiir, şairinin iç dünyasındaki duygu ve düşünceleri kağıda dökülmüş halidir ve şair bunu hiçbir zaman sadece kendisi için yapmaz. Meydana getirilen eser şiir, roman, hikaye, resim veya heykel her ne olursa olsun paylaşıldıkça ve beğenildikçe bir değer ifade eder ve eser sahibinin yeni eserler meydana getirmesi için onu teşvik eder.

            Şu da inkar edilmez bir gerçektir ki yazıldığı dönemde anlaşılamamış

ama zamanla dünya edebiyatında seçkin bir yer almış birçok eser vardır ve bundan sonra da bu tür örnekler mutlaka olacaktır. Burada belirleyici olan eserin hitap ettiği hedef kitledir. Bazı eserler bütün okuyanlar tarafından anlaşılmakla birlikte bazı eserleri anlamak için ya belli bir eğitim seviyesinden geçmiş olmak ya da belli bir sınıfa ait olmak gerekebilir. Ama bu durumda da eserin kendisine ait bir tınısı, müzikalitesi olacaktır ve olmalıdır ve bu açıdan eser okuyana ya da dinleyene bir haz verebilmelidir. Zira dilinden anlamadığımız halde birçok eser dinleyende ya da seyredende güzel duygular

uyandırabilir.

                Kanaatimce, şair ne anlatırsa anlatsın onu sevgi ve duygu hamuruyla

yoğurmuyorsa, ona ruhundan bir ruh üfleyemiyorsa o şiirde bir şeyler eksik

kalacaktır. Şiir hangi konuya yönelik yazılırsa yazılsın eğer o konu ya da objeye yönelik yürekten gelen bir aşk yoksa, ondan bir ses bir nefes, bir hava yoksa

o şiir eksiktir, tamamlanamamıştır, ruhsuz kalmıştır.

Bir şiirimde de söylediğim gibi bence:

 

“Aşk ses ister,

Nefes ister.

Gülen bir göz,

Tatlı bir söz

Ve seven bir kalp ister.

O zaman ölümsüzdür aşk

Sonsuza kadar sürer.”

 

          Hele sevgi karşılıklı ise, o zaman mutluluğun kapısı hiçbir zaman kapalı

kalmayacaktır. Şairin iki aşkı vardır birincisi yöneldiği konu ve ikincisi elbette ki okuyucusudur.  Bir şiirimde “Bu sabah vardın ve varlığıma anlam kattın” mısraında dediğim gibi sosyal bir varlık olan insan, sevdikleri ile beraber olduğu müddetçe mutlu olacaktır.

            Gerçekten sevdiğimiz zaman hayatın daha güzel ve dünyanın daha

yaşanılır olduğunu göreceğiz. Daha çok sevmeli, daha iyiyi özemeli ve

daha iyiye varmaya çalışmalıyız. Zira “özlemek, sevmek demektir”.

           Aslında hepimiz severiz de, bazen sevgimizi muhatabına zamanında

göstermeyi ihmal ederiz. Onun anlamasını bekleriz . Sevgimizi ona söylemek için çırpındığımız zamanlarda ise geç kalmış olabiliriz. Bedenimizin yaşam kaynağı nasıl ki besin ise ruhumuzun yaşam kaynağı da sevgidir. Onun için sevgimizi göstermeyi ertelemeyelim lütfen.

            Son olarak bir başka şiirimle sözlerimi bitirmek istiyorum: “Sevgimiz askılıkta, dostluk tozlu raflarda kalmasın, vefa solmasın, insanlık ölmesin

 

            Sevgi dolu bir dünyanız ve dünyalar dolusu sevginiz olsun.

 

 

Hikmet Gülay Kimdir ?

Aslen Çamlıhemşin / Rize’li olan sanatçı 1958 yılında İstanbul’da doğdu

İlk ve Orta eğitimini takiben Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesini

bitirdikten sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini

1981 yılında bitirdi.

 

Yedeksubaylık hizmetini Ankara Askerlik Daire Başkanlığında, Hakimlik

stajını ise İstanbul Adliyesinde yaptı. Tuzluca, Reşadiye ve Tavas ilçelerinde

Cumhuriyet Savcılığı görevini yaptıktan sonra Muş Cumhuriyet

Başsavcılığı, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Cumhuriyet

Savcılığı, Eyüp Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, Kartal Cumhuriyet

Başsavcı Vekilliği ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği

görevlerinde bulundu. Halen Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcısı

olarak görev yapan şair evli ve iki çocuk babasıdır.

 

Şiirleri Çağrı, Dergah, Özgür Edebiyat, Aksu, Ortanca, Antalya Sanat,

sanat ve edebiyat dergilerinde ve Azerbaycan da yayınlanan Bayatı

dergisinde yayınlandı. Şairin; - “Gezdim Aydınlığında Karanlık Gecenin”,

-“Ne Zamana Sığdım Ne Mekâna”, - “Sonsuz Ufkun Sessizliğinde” ve -

“Bir Deli Ok” isimli şiir kitaplarından sonra çıkan beşinci şiir kitabıdır.

 

Ayrıca beş basım yapan “Bir Deli Ok” şiir kitabı 2012 yılında

Azerbaycan’da ve Kırgızistan da yayınlanmıştır. Kitabın Azerbaycan da

ulaştığı başarı nedeniyle şaire Azerbaycan Uluslararası Vektör Bilimler

Akademisi tarafından Fahri Doktora diploması verilmiştir.

 

Şaire “Özgür Edebiyat” dergisi tarafından 2011 Özgür Edebiyat Şiir

Ödülü ve “Ozan Aylık Kültür Sanat Edebiyat Dergisi” tarafından 2012

Türk Kültürüne Hizmet Ödülü ve “Kök Edebiyat Dergisi” tarafından 2014 Kök Edebiyat Ödülü verilmiştir.

 

Şair halen “Yaşam” Aktüalite dergisinde edebiyat ve şiir üzerine yazılar yazmaktadır.


Bu haber 3845 defa okunmuştur.
HABER YORUMLARI


reklam
haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ