Bugun...
22-07-2014 18:06:00 büyüt küçült

Akdağ Rüzgarı Arkasına Alıyor

Akdağ Rüzgarı Arkasına Alıyor Türkiye’nin en büyük maden işletmecilerinden Mehmet Akdağ, yeni yatırımlar için kolları sıvadı.

Mehmet Akdağ... Türkiye’nin en büyük maden işletmecilerinden... İnşaat, asfalt, enerji ve dış ticaret konularında faaliyet gösteriyor. Dağları deliyor, çıkardığı taşları işliyor, o taşlar mıcır oluyor, asfalt oluyor, beton oluyor... İstanbul’da birçok belediyenin asfaltını o veriyor.

Akdağlar Grup’un temelleri Sarıyer’in ilk yerlilerinden olan dede Hacı Osman Akdağ’ın İstinye’ye yerleşmesiyle atılıyor. Öyle ki meşhur Hacı Osman Yokuşu’na ismini veren kişi dede Hacı Osman Akdağ... Büyükbabasından aldığı bayrağı daha da yukarlara taşımak için çalışan Akdağlar Grup Başkanı Mehmet Akdağ, kardeşi Eyüp Akdağ ve 4.nesil yeni kuşak çocukları ile birlikte şu sıralar yeni yatırımların peşinde. Yeni İstanbul’da Türkiye’nin en büyük kapasiteli limanını yapmak üzere kolları sıvayan Akdağ ile hikayesini, çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk:

-Akdağlar, madencilik işiyle tanınıyor. Grup bünyesindeki diğer faaliyetleri anlatır mısınız?

Ana iş kolumuz madencilik. İnşaatın A’dan Z’ye her hammaddesini üretiyoruz. İnşaat, asfalt ve dış ticaret alanlarında da faaliyet gösteriyoruz. İstanbul, Adana ve Çanakkale’de maden ocaklarımız bulunuyor. Asfalt ve yol çalışmalarında da pek çok işe imza attık, günlük 7 bin ton asfalt kapasitemiz var. İstanbul’da pek çok belediyenin asfalt çalışmasını biz yapıyoruz. İstanbul’un en büyük agrega üreticisi ve kullanıcısıyız. Günde 20 bin ton agrega (mıcır) üretiyoruz, bundan asfalt yapıyoruz, kalanını satıyoruz. Konut ve iş merkezi inşaatlarımız var. Bir yandan da bitüm ithalatı yapıyoruz.

-Hikaye nasıl başlamış, siz ne zaman işe dahil oldunuz?

Akdağlar’ın temelleri 1930’lu yıllarda dedem Hacı Osman Akdağ tarafından atıldı. Sarıyer’in ilk yerlilerinden. Hatta Hacı Osman yokuşuna adını veren kişi. O dönemler bağ bahçe işleriyle uğraşıyor. İstinye’de kireç fırınları vardı, kalkeri yakınca kireç çıkıyor ortaya. Onu inşaata verirlerdi. Mıcır üretiyorlardı. 60’lı yıllarda babam Mazlum Akdağ işi devralmış. Sonra ben ve kardeşim giriyoruz işin içine. İlkokul yaşlarında ocağa giderdim, bağa bahçeye giderdim. Telefonlara bakarak başladım, sonra ocakta kürek salladım. Severek yapıyordum işleri o yaşıma rağmen, kimse beni zorlamıyordu.

-Yeni yatırımlar var mı?

Kentsel dönüşüm bölgesi olan İstanbul Piyalepaşa’da yatay olarak tasarlanan AKPLAZA İş Merkezi, 50 bin metrekarelik inşaat kullanım alanı, akıllı bina sistemi ve Breeam sertifikası özelliklerine sahip A+ sınıf tipi iş merkezidir. Bununla birlikte butik konut ve iş yeri yatırımlarımız bir yandan yürümektedir.

Yakın zamanda Çatalca’da kum işletmesi de açacağız. Burada yaklaşık 2,5 milyar metreküp rezervimiz bulunmaktadır. Buradan beton santrallerine kum satarken bir yandan da hazır sıva satışı yapacağız. Perakendeye yönelik ev tipi bir ürün olacak. Bu yatırımın tutarı 10 milyon doları bulacak. Ayrıca liman projemizde mevcut…

-Limanı anlatır mısınız?

Yeni İstanbul yani Terkos Gölü’nün diğer tarafını lokasyon verebiliriz. Zonguldak’tan Bulgaristan’ın Burgaz Limanı’na kadar liman bulunmamaktadır. Kuru yük ve elleçme faaliyetlerinin olabileceği bir limana ihtiyaç duyulmaktadır. İstanbul’daki limanların kapasitesi çok yetersiz kalmaktadır. Bunun için 8 yıldır çalışıyoruz. Tamamı bittiğinde 1 milyar dolarlık bir yatırım olacaktır. 2 milyon metrekarede konteyner depolama alanı olacak. Demiryolu ve yollar bağlanacak. Sıvı yük yani yağ ve petrollerin depolanması için 2-3 milyon ton kapasiteli depolar yapılacak. Hamburg Limanı’nın işletmecisiyle görüşüp fikir alacağız, ona göre şekillendireceğiz. Türkiye’nin en kapsamlı limanı son teknolojiyle inşa edilecek. Liman için ön izinlerini aldık, izin alma işlemlerimiz halen devam etmektedir.

Bir yatırımın iznini almak 8 yıl sürmemeli

Türkiye ciddi mesafe kat etmiştir. Kanuna göre yatırım yapıyorsun, imza atma aşamasına geliyorsun, uğraştırıyorlar. İşi zora koşuyorlar, izin süreçleri çok uzuyor. Yatırımcıyı engelliyor bu durum, bir izin alınması 8 yıl sürmemeli. Türkiye istediği yerden teknoloji alabilir, para ve insan gücü de var artık. Tek eksik bürokrasi, bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Sayın Başbakanımız yatırım yapanın her türlü yanında ve destekçisiyim demektedir. Eğer bürokrasi birazcık Başbakanımıza ayak uydursa Türkiye uçar gider. Sayın Başbakanımız günde 3 saat uyuyordur en fazla, bu işler kolay değil.

Bu yıl 7 bin ağaç diktik

Madencilikte “yasal katliam” yapıldığı suçlamasına tepki gösteren Akdağ, “Taş 350 milyon yılda olur. Ağaç ise 15-20 yılda… Ağaçların da yenilenmesi, ormanların gençleştirilmesi gerek. Maden sahası açmak için dünya kadar izin alıyor, keseceğin ağaçların parasını ödüyoruz. Dikilecek ağaçlar ve sahayı kullanmak için de ödeme yapıyoruz. Biz ne yapıyoruz? Alttaki taşı alıyor, biriktirilmesi gereken şehir atıkları ile doldurup toprak çekerek ağaçlandırıyoruz. Bunun neresi yasal katliam?” ifadesini kullanıyor. Ayrıca ekliyor; “Akdağlar Grup olarak bu yıl 7 bin ağaç diktik mesela”.

Taş ocakları koruma altına alınmalı

İstanbul’un 110 milyon ton mıcıra, 30 milyon ton da kuma ihtiyacı var. Şuanda hepsi çıkıyor ama ocaklar kapandığında dışarıdan gelecek. Ama İstanbul’a gelmesi için limanlar yeterli değil. Cendere havzası var 100-150 yıl kapasiteli ve Cebeci de küçük bir alan kaldı. 10 yıla kadar oradaki rezervler bitecek. Eskiden Bakırköy-Zeytinburnu havazasının altı değerli ocaklardı ama hepsi bitti. İstanbul’un konut ihtiyaca bittiğinde o ocaklar biter geri kalan ihtiyaçlar da azar azar gelir dışarıdan. Sudan sonra en önemli ve insanların en çok ihtiyaç duyduğu ikinci yeraltı kaynağıdır taş. Asfaltın yüzde 95 hammaddesi, betonun yüzde 85 hammaddesi taş ve taşın oluşumu 350 milyon yıl, bu yüzden taş yataklarının korunma altına alınması gerekiyor.

Faturayı düşürmek için kendi elektriğimizi üreteceğiz

Rüzgar enerjisi işine gireceğiz. 350-400 bin TL/aylık sadece elektriğe para ödüyoruz. Kendi elektriğimizi üreteceğiz, ölçümlerimizi yapıyoruz. Yeni şehirin Karadeniz kıyılarını düşünüyoruz. Son bir ölçümleme daha yapar ve işe başlarız ama bir ölçümleme yapmak bir yıl sürüyor. Bir rüzgar gülünün maliyeti ise 2 ila 5 milyon euro arasında değişiyor, bizim de 4-5 tane kurmamız lazım.

 


Bu haber 1319 defa okunmuştur.
HABER YORUMLARI


haber arşivi
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ